
Bundan beÅŸ altı sene evvel iÅŸ yerinde kullanılmak üzere birkaç İngilizce mikrobiyoloji kitabını Türkçeye çevirmiÅŸtim. Çeviriyi bitirip, kullanılması için mikrobiyoloji laboratuvarına verdiÄŸim de birçok yanlışın ortaya çıkması beni ÅŸaşırtmış, İngilzcemden şüphe ettirmiÅŸti. O zaman anladım ki problem benim İngilizcem de deÄŸil, genel kültürümdeydi. Evet, o kitabı tercüme edinceye kadar mikrobiyoloji hakkında hiçbir ÅŸey bilmiyordum. Bu nedenle kitapta geçen “plant” kelimesi benim için fabrika, iÅŸletme anlamına geliyordu. Oysa ki plant mikrobiyoloji dilinde “besi yeri” anlamındaydı. Yani mikroorganizmaların yaÅŸaması için hazırlanan özel kutucuklara verilen addı. Bunun gibi bir çok yanlışım mikrobiyoloji laboratuvarındakiler tarafından gülünerek düzeltildi. Bazıları aramızda espiri olarak kaldı.
Bugün Hürriyet gazetesi ile birlikte ücretsiz verilen The Australian Women’s Weekly yemek dergisinin başına da benim yıllar önce yaptığım hata gelmiÅŸ. Yemek yapmaktan, yemek deyimlerinden habersiz birisi tarafından Türkçeye çevrilmiÅŸ.
Derginin içinde maalesef bir tane bile doğru tarif yok.
Nereden mi biliyorum? Her birini ben de bulunan orjinal kitapçıklardan tek tek kontrol ettim de oradan.
Örneğin teaspoon kelimesi aslında çay kaşığıdır. Ancak Amerikan ölçülerinde ki bir çay kaşığı bizim kullandığımız tatlı kaşığına denk gelir. Çeviren bundan habersiz olduğu için tamamını bildiğimiz çay kaşığı olarak tercüme etmiş.
BaÅŸka bir örnek ise self rasing flour denilen malzeme ile ilgili. Bu bizim Türkiye’de “kekun” olarak bildiÄŸimiz malzemedir. Fakat çeviren kiÅŸi buna niÅŸasta demiÅŸ. Orjinal kitapçıkların arkasında bu malzemeler bulunmadığı zaman yerine kullanılabilecek ürünlerden de bahsediliyor. Tercüman arkaya baksaydı 1 su bardağı kekun yerine 1 su bardağı un ve 2 tatlı kaşığı kabartmatozu kullanılması gerektiÄŸini okuyabilirdi. Gerçi o zaman da çay kaşığına takılacaktı ama o niÅŸastadan çok daha küçük bir hata olurdu.
Bir diğer hata ise bazı malzemeleri hiç bilmemekten kaynaklanıyor. Halbuki daha önce bahsettiğim listede o malzemelerin de muadilleri var. Golden Syrup denilen malzeme yerine bal kullanılabileceği yazılırken çevirmen pekmez demiş. Aradaki renk farkını düşünün. Bal kullanılarak yapılan kurabiyeler altın rengi olacakken, pekmezle yapılanlar simsiyah olur. Fıstık ezmesini, bitkisel sıvı yağ diye çevirmenin etkisini düşünebiliyor musunuz?
Bunlar gibi daha birçok hata var. Hem de bütün sayfalarda.
Eğer bu kitapçıkları aldıysanız lütfen tarifleri uygularken dikkat edin.
1 su bardağı kabartmatozu gibi ifadeleri görünce bu aslında ne olabilir diye düşünün.
Babam der ki:
“Tercüme kadına benzer. Güzeli sadık olmaz. Çirkini sadık olur.”
Bir edebi eseri başka bir lisana çevirmek gerçekten meşakkatli bir iştir. Birebir tercüme o eserin bütün güzelliklerini ortadan kaldırabilir. Çevrildiğe dile uygun hale getirilmesiyse eserin değişmesine sebep olur. Peki hangisi daha iyidir? Aslına bakılırsa konuya göre değişir değil mi?


Merhaba Devletşah, tam da benim son zamanlarda düşündüğüm şeye değinmişsin. Benim ingilizcem pek iyi sayılmaz, eşimse İngilizce öğretmeni ama dediğin gibi yemek tarifleriyle uğraşmadığından sanırım o da çevirse tatlı kaşığı yerine çay kaşığı diyecektir. Çünkü Amerikan cup ölçülerinden haberi yok (bir erkek için normal tabi
) Ama diğer taraftan bazı tarifler görüyorum ve denemek istiyorum. Bunlarla ilgili bilgi edinmek için önerebileceğin bir site var mı acaba? İngilizce yemek tariflerinde geçen kelimeleri Türkçedeki karşılıklarını öğrenebileceğimiz? Veya bu bilgiyi nasıl edinebiliriz
Merhaba Devletşah hanım
Ben de dergiyi aldım ve birkaç tarife bakınca hiç bir işe yaramayacağını anladım, benim baktıklarımın da hepsi hatalıydı, trajikomik bir durum, umarım o tariflerle deneyen olmaz, malzemelere yazık
http://www.bolbolye.com
merhaba; çok sorumlu davranıp iyi bir konuya değinmişsiniz bende dün bir tarif denemeyi düşündüm ama baktım hatalı vazgeçtim her işi bilenin yapması lazım.
Merhaba Devletşah Hanım,
Haklısınız, ben dergiyi ilk elime aldığımda “kesin bunlar Amerikan ölçüleridir” dedim. Yanılmamışım, bir iÅŸi ya tam yapmalı, ya da yapmamalı.
Televizyon reklamlarında o kadar vurgulamalarını gerektirecek tarifler değildi maalesef. Hayal kırıklığına uğradım.
Sevgiler
çeviri konusundaki düsüncelerine sonuna kadar katiliyorum sevgili devletsah. korkunç hatalara rastliyorum. hele de bahsettiklerin gerçekten feci hatalar. belki hürriyet’e hep birlikte bildirmeliyiz, bir dahaki sefere dikkat etsinler.
çeviri kadina benzer sözünün daha hos bir söylenisini biliyorum:
“çeviri kadin gibidir, güzeli sadık olmaz, sadığı güzel.”
Merhaba,
) aldığım kitapçıklardan biridir. Fazladan taşıdığım altı kilodan mustarip, henüz tarifleri denemedim.
)
)
Bloguma sevdiÄŸim sitelerin linklerini ekleyeyim derken, devletsah.com’un adresini doÄŸru mu hatırlıyorum diye kontrol edeyim dedim…
Bu arada da Hürriyet’in son promosyonuyla ilgili “tam isabet” yazınıza rastlamış oldum.
Australian Women’s Weekly (orijinali), son zamanlarda benim de olabildiÄŸince (harçlığıma baÄŸlı olarak
Hürriyet’in hediyesi olan çeviri kitapçıklar da girmiÅŸ bir ÅŸekilde evimize. DoÄŸrusu okuduÄŸumda teaspoon gerçeÄŸi hiç aklıma gelmemiÅŸti
İyi ki yazmışsınız…
Annem ve telef olacak malzemeler ve de elbette ki az kalsın kırılacak hayallerim adına teşekkür ederim
Sevgilerimle…
not: Güya İngilizcem iyidir… Hatta İtalyanca’ya baÅŸlıyorum… Ama “mutfak İngilizcesi”ne eÄŸilmek hiç aklıma gelmemiÅŸ. Üstelik de master tezimi mutfak kültürü üzerine yapıyorum
))) Yeni nesil, Leyla mıyız acaba?
)
Sevgili Bal;
Açıkçası tezini çok merak ettim. Umarım okuma fırsatını elde ederiz.
Tekrar Merhaba


DevletÅŸah, öyle heyecanla, hevesle ve zoraki kabul ettirmiÅŸtim ki konumu fakülteye… Hatta biraz da deÄŸiÅŸime uÄŸradı konum bir ÅŸekilde… KüreselleÅŸmeyle harmanlanacak bir ÅŸeyler kaldı elimde… Toplumsal deÄŸÅŸim temelli bir çalışma olacak.
Umarım vaktinde bitirebilirim de sizlere de -muhakkak- sunma şansım olur
Çok tembellim çoook
Sevgiler…
Merhaba DevletÅŸah,
seni uzun zamandir takip ediyorum ama ilk defa yaziyorum ben senin kadar dikkatli incelemedim henuz fakat ilk baktiğimda gozume takilanlar biscotti yerine kek yazmislar ustelik hamurun iki kere firinlandigini belirterek(bir kez butun bir kez dilimlenerek firinlandigini belirterek).. oysa ki biscotti cogu pastanede de biscotti diye geciyor yada en azindan antepfistikli vs. gevrek denilebilir bir diğer dikkatimi çeken de kuru üzümlü sütlaçti sanirim o da rice pudding olsa gerek ayni şey olduğunu zannetmiyorum paylaşmak istedim..
Sevgiler
Ethel
Ya, yine düzeltmek gibi olmasın ama “plant” deÄŸil de “plate” olmasın o? Å?uradaki gibi mesela http://en.wikipedia.org/wiki/Agar_plate. Ben yedi senedir Amerika’da doktorluk yapmama raÄŸmen tıbbi tercüme yaparken hala ızdırab içinde kıvranıyorum. Çünkü tercüme çok farklı bir beyin jimnastiÄŸi gerektiriyor.
Mehmet bey;
Haklısınız benim bahsettiÄŸim ÅŸey “plate” ile aynı… Ancak kitapta plant olarak geçiyordu. Malum plant’in yeÅŸillik – bitki anlamı da var. Buradan gelen yeÅŸertme falan anlamında kullanıldığını sanıyorum. 76 basımı bir mikrobiyoloji kitabıydı. Hatta kitabın ilkelliÄŸini anlatmak için bir örnek vereyim: Aflatoksin tayini kolon kromotografisi yöntemiyle 1 ayda gerçekleÅŸiyordu. Ben kitabı tercüme ettiÄŸim sıralarda bizim laboratuvarda sanırım 20 saniyede bu iÅŸlem yapılıyordu.
Merhaba Bayanlar Baylar,
Ben Hürriyet ile promosyon olarak verilen Women’s Weekly yemek kitaplarının Türkiye yayın haklarını elinde bulunduran yayınevinde çalışıyorum. Burada gördüğüm ve yayınevimize telefonla gelen ÅŸikayetler üzerine kitapları tekrar gözden geçirmeye karar verdik. Bu konuda birkaç yemek uzmanıyla çalışıyoruz.
Bahsettiğiniz ve bizim de promosyon kitaplar basıldıktan sonra gördüğümüz hatalar maalesef tarifleri Türkçeye uyarlama girişimleri sonucu ortaya çıkmış. Tariflerin bu derece değişmiş olmasının sebebi çok fazla insanın elinden geçmiş olması aslında.
Å?u an kitapları düzeltiyoruz ve en kısa zamanda orijinal boyutunda basacağız. İşte o zaman yorumlarınızı tekrar bekliyoruz…:)
Sevgiler
Pınar hanım;
Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim. Umarım güzel sonuçlar çıkar ortaya.
Merhaba,
Tercüme konusu başlı başına bir iş, meslek malesef.Dil bilenler için zor, bilmeyenler içinse,dil bilenler için çocuk oyuncağı sanarak yanıldığı bir konu:) Yıllar önce kedi-köpek mamaları ve sindirim sistemleri ile ilgili bir yazıyı çevirmem istenmişti ama ben bu yazıyı ancak veteriner bir arkadaşımın yardımlarıyla bitirdim. O olmasaydı, kedinin midesinde neden yumak oluştuğu yada kedinin dilinde süngerin ne işi olduğunu düşünerek günlerim geçecekti. Hayvan beslemeyen, konuya gayet uzak olan sadece bilginin yazıldığı dili bilen biriydim yani:)Önce Türkçe olarak hayvan sindirim sistemlerini öğrendim sonra çeviri yaptım. Her konunun kendi jargonu var,mesela aynı dili konuşsak da avukatların yada doktorların ne dediğini anlamak kolay mı,
deÄŸil… Tüm bunları yazarken amacım o kitapçığı çevireni hoÅŸ görün demek deÄŸil, çeviri yapmak zor ama eÄŸer yapılıyorsa da doÄŸru olmasına azami önem göstermek, sorumluluÄŸunu almak lazım..
“besiyer” diye bir kelime var mikrobiyolojide. karşılığı için “medium” kullanılıyor. “ortam” anlamında… plant kelimesini çözemedim. birkaç örnek cümle görmek lazım sanırım.. “agar plate” de aynı baÄŸlamda ele alınabilir.. Yani mikroorganizmaların yaÅŸaması için hazırlanan ve jel (agar) içeren özel kutucuklar…
a.erol;
plantation kelimesine baÄŸlı anlamda kullanılıyordu… Zaten o tercümeyi pek mutlu hatırlamıyorum:
http://www.devletsah.com/seytan-marka-giyer/
Ayni sey benim de basima geldi Devletsah. Mehmet Oz’un SIZ DIYETTESINIZ kitabini Turkiye’den gelirken getirmislerdi bana ama elime alip okuyunca kafam karisti. Hele ki en sondaki yemek tariflerine gelince iyiden iyiye deliye dondum. Gidip kitabin orjinalini aldim kutuphaneden ve aynen sizin yaptiginiz gibi tek tek karsilastirdim. Inanilmaz kotu bir tercume ve tarifleri tamamen yemekten anlamayan biri cevirmis. Cay kasigi aynen dediginiz gibi geciyor, cevirmen bir cok anlamadigi malzemeyi kafasina gore degistirmis, cup olcusune fincan demis, Turkiye’de olmayacagini dusundugu malzemeleri kafasina gore baska birseyle degistirmis!!!
Dusunebiliyor musunuz, bu bir diet kitabi ve eger birisi buna uyarak diet yapmaya kalksa belkide butun kabahati Mehmet Oz’un ustune atacak..Butun yanlislari cikarip kitabi basan matbaaya ve Mehmet Oz’e bir mektup yazmayi dusunuyorum. Korkunc geliyor bana cunku dusundukce…
O sözü babanız da söylüyor olabilir ama orjinali hem türkçeleÅŸtirme hemde kadınlara çok emek harcamış, kafa yormuÅŸ olan Can Yücel’indir.
“Çeviri kadın gibidir, güzeli sadık, sadığı ise güzel olmaz” ÅŸeklinde.
Can yücel tercüme diye bir kavramı kabul etmez. Dikkat ederseniz onun kitaplarında “türkçeleÅŸtiren” diye bir ibare vardır. Ve onun TürkçeleÅŸtirdiÄŸi Shekspiarede Romeo Juliete şöyle seslenir.
“Seni yalnız koymak var ya o koyuyor adama”
dostlukla.
mütercim-tercümanlık okumuÅŸtum üniversitede. Çeviri aslına sâdık mı olmalıdır, yoksa hedef kitle mi göz önünde tutulmalıdır diye, kuramlar arasında o kadar boÄŸuÅŸtuyduk, fakat, “Çevirinin güzeli sâdık olmaz…”sözü her ÅŸeyi özetleyivermiÅŸ. O vakitler, hoca, bir sone verdiydi çevirin bakalım diyerek. Biz acemi çaylaklar, ÅŸiirin canına okumuÅŸtuk, af buyrun. Sonra aynı sonenin bir tercümesini okudu. Herkes hayran, mest… MeÄŸer Can Yücel’inmiÅŸ. Ve hatta, bence, Shakespeare’den çok daha güzel “yazmış”. Fakat kadının güzeli niçin sâdık olmasın?
ceviri guzel de olur, sadik da.
yeter ki, ceviren kendi diline tam hâkim olsun (bu cok genis bir kavram- tam hâkimiyet) ve arastirma yapacak sabri olsun.
seda