DERSAADET

24Ağu07

D

Topkapı Sarayı

DERSAÂDET i. (Fars. der “kapı” ve Ar. sa’ādet ile der-i saādet‘ten) “Saâdet kapısı” anlamına gelen kelime Osmanlı döneminde İstanbul için kullanılmıştır: Bu hâlini neûzubillâhi teâlâ Dersaâdet’çe bir vak’a hudûsuna hamlettim, sebeb-i kederini sordum (). Turhan’ı İskenderiye’den Dersaâdet’e getiren vapur…(Ahmet H. Müftüoğlu).

Etiketler
, , , ,
İlişkili Yazılar

“DERSAADET” için 2 Yorum yapılmış.


  1. 1 Devletşah 24 Ağu 2007 08:38

    Son 50 yılın materyalist düşüncesi ile yaklaşınca İstanbul’un taşının toprağının altın olması durumu “Mutluluk kapısı” olmasıyla açıklanabilir galiba. Malûm saâdet paradan geçiyor günümüzde..

  2. 2 Serdar YE?İLYURT 24 Ağu 2007 20:58

    Maalesef, materyalist düzenin yetiştirdiği bireyler olarak, Dersaadet’in, Osmanlı nezdinde ne anlam ifade ettiğini yorumlamak, bizim açımızdan pek mümkün olmayacak gibi görünüyor. Bu şekilde yapılacak bir yorum, bana göre, dışarıdan “deniz”i ifade etmeye çalışmak gibi birşey! Halbuki, deniz dediğimiz gizemli dünya, anlatılmaz, yaşanır. İçine girip, taa diplerine dalınır. Ancak, böyle keşfedilir kanımca. Osmanlının, İstanbul için niçin “Dersaadet” tanımını kullandığını anlamamız için, Osmanlının azametli dönemlerinde yaşamış olmak gerekir. Hissetmek, teneffüs etmek gerekir o anki atmosferi! O zamanlar, “Dersaadet”tir, İstanbul.. Saadet, yani, huzur ve ferahlık kapısı.. Peki ya şimdi? İnanın, düşünmek bile istemiyorum İstanbulun şimdiki halini. Ruhuma ızdırap veriyor düşündükçe! Sanatçı Uğur Işılak beyfendinin dediği gibi;

    Arıyor İstanbul eski günleri,
    Geceler kahroldu çöktü İstanbul!
    Ellerini açmış, minareleri,
    İçini Allaha döktü İstanbul!

    Ağladı boynunu büktü İstanbul,
    Bizi yüreğinden söktü İstanbul..

    Ahhh İstanbul ah!
    Bilirim matemlisin, bilirim yaslısın, bilirim kızgınsın bize!
    Bilmemki arınırmıyız bu günahtan, döksen bizi Marmaraya, Karadenize..?
    Ne bunca İmparatorluklar, ne de muharebeler yordu seni?
    Korundun, korundun düşmandan yıllarca!
    Lakin,
    Dost bildiğin, can bildiğin vurdu seni..

    Ahhh İstanbul ah!
    Yüzüne bakacak yüzümüz kalmadı!
    Bırak, bırak bari ismini doyaaa doya analım,
    Bundan böyle sen bize yan, bizde sana yanalım..!

    Toprağın altından, yükselir fidan.
    Bakamaz üstüne, yer hicabından!
    Bağrına bastığın vurdu sırtından,
    Matem bayrağını çekti İstanbul..!

    Ağladı boynunu büktü İstanbul,
    Bizi yüreğinden söktü İstanbul..

    Sevgi, hürmet ve saygılarımla..

    Serdar YE?İLYURT

Yorum yapın

« Back to text comment