Zaman Suya Benzer

30Kas06

Pirinç Han

Pirinç Han

Günler akıp gidiyor…

Heraklitos’un çok meÅŸhur bir sözü vardır: "Zaman suya benzer. Bir yıkandığımız suda bir daha yıkanamayız." İçinde yaÅŸadığımız zaman dilimi düşünüldüğünde su gibi bir çok malzeme geri dönüşüm teknikleriyle birden fazla sefer kullanılabilir halde. Ancak zaman gerçekten de geri getirilemiyor. Bir yandan bunları düşünürken bir yandan da Ankara’da ki sayılı günlerimizin hızla akıp gittiÄŸini bir çok ÅŸey yaptığımı, birçok ÅŸeyi de yapılacaklar llistesine ekledÄŸimi fark ettim.

GeçtiÄŸimiz hafta çocukluk arkadaÅŸlarımdan biri -aslında ailelerimiz çocukluk yaşından beri arkadaÅŸlar- ODTÜ’deki bir sempozyuma katılmak üzere Ankara’ya geldi. Sempozyumun son günü sabah dokuzda baÅŸlayıp gece on ikide son bulan çoÄŸunlukla hüzünlü ama hoÅŸ bir gün geçirdik.

Sabah kahvaltısını yaparken Hilâl İstanbul havadislerini arka arkaya sıraladı. Tabi ben de Ankara havadislerini… İkimizin de kalbini paramparça eden, duyduÄŸumuz günden beri ikimizin de rüyasına giren 2,5 yaşındaki minik Zeynep’in lösemi olması haberi ikimize de aynı ÅŸeyi düşündürmüştü. Kendisini göremesek bile abimizi, Zeynep’in babasını görmeye hastahaneye gidebilirdik. Tam bu düşüncelerimizden bahsederken İstanbul’a, gidecek bir paketi Hilâl’e vermek üzere çok yakın bir arkadaşımızın annesi Nihâl teyze geldi. Sabah kahvelerimizi (malesef kafeinsiz nescafe’ydi) içtikten sonra hep beraber hastahaneye gittik.

Kan merkezindeki iÅŸinden dolayı Emir abi’yi görebilmek için birkaç saat beklememiz gerektiÄŸini öğrendiÄŸimizde çevreyi dolaÅŸmaya karar verdik. Öncelikle Mehmet Akif Ersoy’un İstiklâl Marşını yazdığı Tacettin Dergâhıdaki evini ziyaret etmeyi düşündük. Hastahane’nin çok yakınındaki bu dergâh malesef ÅŸantiye alanı gibiydi. Tacettin dergâhı ile Karacabey camii arasındaki 100-150 metrelik alana kocaman bir bina inÅŸa ediliyordu. Ve inÅŸaat süresinde, caminin haziresindeki 15.yy.’dan kalma mezar taÅŸları önce kırılmış, sonra da çimento ile yapıştırılmış. Halihazırda kırık olanı da vardı. Karacabey camisinin minaresindeki çini iÅŸlemelerine hayranlıkla bakarken bu hale nasıl getirildiÄŸine inanmak istemedik.

Å?antiye halindeki binayı geçip Tacettin Dergâhına ve Mehmet Akif Ersoy’un evine ulaÅŸtık. Kapı açıktı. Girdik. Bizden baÅŸka kimse yoktu. İstediÄŸimiz eÅŸyayı cebimize koyup götürebilirdik. Ama zaten birÅŸey kalamamıştı. Mehmet Akif’e ait olduÄŸu yazana silahın, gözlüğün ve saatin yerinde yeller esiyordu. Biz çalındığından şüphe ederken bir güvenlik görevlisi gelip bize evi gezdirebileceÄŸini söyledi. İlk sorumuz eÅŸyaların nerede olduÄŸu oldu. Özel günler dışında Meclis’e ait bir kasaya kilitleniyorlarmış. Öğrenince içimize su serpilmedi deÄŸil. Neyse evi dolaşırken İstiklâl Marşı’nın duvarlara yazıldığını öğrendiÄŸimizde yaÅŸadığımız ÅŸok daha büyük oldu. Çünkü duvarlar beyaz boya ile boyanmıştı. Güvenlik görevlisi bizi ÅŸaşırtıp, yüremiÄŸizi hoplattıktan sonra asıl duvarların sökülüp İstanbul’a götürüldüğünü söylediÄŸinde de içimize su serpildi. Ama gördüklerimiz yine de içler acısyıdı. Neredeyse boÅŸ bir ev… Manevi deÄŸeri olan, görmek isteyeceÄŸimiz eÅŸyalar ise bir yerlerde kilit altında…

Bu duygularla oradan ayrılıp saman pazarına doÄŸru yürümeye baÅŸladık. Kaleye çıkan yolun ortasında bir türbe gördük. Nihâl teyze Tezveren Sultan olduÄŸunu söyleyip kısacık kikayesini anlattı. Rivayete göre yol açılacağı zaman kepçe tam oraya gelip topraÄŸa vurduÄŸunda yamulup, kırılmış. Yolu o kısmını bir türlü kazmak mümkün olmamış. En sonunda durum anlaşılınca bir türbe yapılmış. Zeynep’in saÄŸlığına tez vakitte kavuÅŸması için dua edip yukarıya doÄŸru yürürken türbede gördüğümüz mumlar üzerine konuÅŸtuk. İstabul’da pekçok türbede çaput baÄŸlamak, mum yakmak yasaktır levhası var. Ne gerek var diye düşünüyordum. Aldım cevabımı. "EÄŸitimi düzgün veremezsek levhaya gerek var" dedim kendi kendime.

En son durağımız Ramazanda Melike ile gidip mis gibi gözlemelerin kokusunu içimize çeke çek dolaşıp, bir daha gelelim dediÄŸimiz Piriç Han oldu. Birer gözleme ve birer çay eÅŸliÄŸinde duvara yazılmış Faruk Nafiz Çamlıbel’in "Han Duvarları" ÅŸiirini okurken koyu bir sohbete dalmışız.

YorgunluÄŸumuz attıktan sonra esas maksadımızı yerine getirmek üzere hastahaneye geri döndük. Emir abiyi görüp, Zeynep’in durumu hakkında bilgi aldık.

Eve dönüp akÅŸam için çağırdığımız misafirlere yemek yapma telaşındayken eminim ki Hilâl de benim gibi yakın tarihimize sahip çıkamayışımızın, minik Zeynep’in içinde bulunduÄŸu sıkıntıların, çok kısa süre sonra tekrar ayrılacak olmamızın hüznünü yaÅŸarken, birlikte olduÄŸumuz dakikaların ve saÄŸlığımızın kıymetini bilmek üzerine düşünüyordu.

Günün en unutulmaz anı ise öğretmen olan Nihâl teyzenin "Geçirdiğim en güzel öğretmenler günüydü" diyerek bizlere sarılması oldu.

****
Not: Ankara turu yapmak amacıyla dışarı çıkmadığımız için fotoÄŸraf makinasına yapışık yaÅŸan bizler makinalarımızı evde bırakmak gafletinde bulunduk. Üzülmeyin Hilâl’e söz verdim. Tekrar gidip kare kare fotoÄŸraflayacağım. Gördüğünüz fotoÄŸraf Ramazan’da çektiklerimden biri.

Popularity: 8% [?]

Etiketler
, , , , , , , ,
İlişkili Yazılar


“Zaman Suya Benzer” için 6 Yorum yapılmış.


  1. 1 Melike Türkân Bağlı 03 Ara 2006 20:07

    Mehmet Akif Ersoy’ un İstiklâl Marşı’nı yazdığı söylenen duvarların İstanbul’da nereye götürüldüğünü gerçekten çok merak ettim; ayrıca ÅŸairimizin gözlüğünün ve saatinin kilitlendiÄŸi söylenen kasayı da… Bizim memlekette bir ÅŸeyler birden kayboluverir ortadan ve bizler sık sık dizimizi döveriz. KeÅŸke bu izin peÅŸini sürmek mümkün olsa da, o duvarların saÄŸlam ve sıhhatte olduÄŸundan emin olabilsek…

  2. 2 Kardelen Kardelen 05 Ara 2006 19:55

    Devletsahcigim,

    Cok guzel bir gezi olmus gercekten. Sizlerle yakin tarihimize sahip cikamadagimiz konusunda ayni fikre ve uzuntuye sahip daha pek cok insan var. Keske yapabilecegimiz birseyler olsa. Eminim vardir, bunlari da paylasalim. Her zamanki gibi yazini zevkle okudum. Ozlemisim gercekten. Neredeyse 1.5 aydir siten acilmiyordu.

    Kendine dikkat et. Selamlar

  3. 3 minik zeynep 11 Ara 2006 09:27

    DevletÅŸah merhaba, uzun zamandır siteni takip edenlerdenim. daha önce de sana yazmak istedim ancak ne yazık ki bu kötü habere denk geldi. Emir Bey ve Selin Hanımla aynı yerde çalışıyorum, kendilerini yakından tanımasam da, kızlarının durumuna çok üzüldüm. Zeynep için kan kampanyası hala sürüyor, önemli olan bir havuz oluÅŸturabilmekmiÅŸ. Sigara içmeyen ve saÄŸlık sorunu bulunmayan kiÅŸilerden 0 rh (+) kan aranıyor, belki sen de buna aracılık ederbilirsin, ne dersin? sevgiler, selamlar…

  4. 4 mehmet 11 Åžub 2007 15:47

    10:30-12:00
    14:00-16:00
    Bu satler müzenin açık olduğu saatler.Hafta sonu kapalı.
    Resim çekmek yasak.Kameraya almak yasak.Kısacası insanların boş olduğu gezip göreceği saatlerde kapalı, göremediğimiz mekanın dıştan bile fotoğrafını çekmeye kalkmayın yanınızda bir güvenlik görevlisi bitiverir.İçeride dediğiniz gibi görülmeye değer ne varsa oradan kaldırılmış akibet : ????

  5. 5 DevletÅŸah 11 Åžub 2007 22:59

    Mehmet bey;

    Galiba ben burada hanım olmanın avantajından istifade edip birçok fotoğraf çektim. Gerçi içeride çektiklerimi bir yerde yayınlamayacağıma dair söz verdim.

  1. 1 Paris’ten Rusya’ya Basamaklar | DevletÅŸah 03 Nis 2007 23:07 yazısı için Pingback tarafından yapılan yorum

Yorum yapın